okumanın sonuna yolculuk
ZeZe Kırmızı
Sunuş
Okuyarak Okumak
Kitap Okumak
Resim Okumak
Sinema Okumak
Fotoğraf Okumak
Yazarak Okumak
E-Kitaplar
Deneme
İnceleme
Öykü
Şiir
Sunu
Kaynakları Okumak
Kentiçi Ulaşımı Okumak
İstanbul Ulaşımı
Ulaşım Sözlüğü
Yayınlar
Makaleler
 


Linkler

bosluklarergin.blogspot.com

alpersarikaya.com

game.alpersarikaya.com

elifesarikaya.com

Emma Bovary İçin
Elim Sende:Siz Kimsiniz
Susmak Buysa
Şefkat Aslında
Anımsa
Gel de Gör
Ürperti
Metastas
Kırmızı Olduğunu Anımsamak

 

EMMA BOVARY İÇİN

Madame çok güzeldiniz.
Filistin’i, Gazze’yi nerden bilecektiniz,
Derdiniz sevilmekti, hepsi bu!
Tıpkınız,  kızınız Berthe’i bile
doğru dürüst öpmediniz .

Ve Madame, ben sizin yüreğinizdeki,
çocukları unutmuş ekmekle suyu…
Ben sizdeki yanığın beşinci boyutunu…
Sıra hiç gelmemişti ki.

Öyle de güzeldiniz, yaşasaydınız…
Kıymasaydınız… Biraz da bizimdi hayatınız.
Size öfkenizi anımsatabilirdi Gazze.
İstekle titreyen, küçük, beyaz eliniz…

Ama Madame, hayata direnişiniz
Nasıl sığacaktı gömütlüğe?
Siz sığdınız ve çocuklar, en başta kızınız,
anlamadılar, yalnızca acı çektiler o günden beri.

Ah, biliyorum, siz sevilmek istediniz.
Telaşlanmayın, bunu anlamak zor değil.
Zamansızlığınız içinde yüce bir devrimciydiniz,
aşk için başkaldıran ve ölmesini bilen…

Sizin kadar töre dışı kalmayı Madame
Sizin kadar cesur,
Sizin kadar yanlışlar da yaparak,
Gazze’nin içinden yürümeyi,
bilseniz, nasıl istedim.

Gazze’nin güzeller güzeli kızı,
bir kır çiçeği demetini, hiç tanımayacağı,
sevgili madame, sizin için;
yazgılar çölünde gizlemeli/mi?

Lütfen karşı çıkmayın, her şey açık!
Kime sorsanız bilir bunu.
Siz, bağışlanacak kadar güzeldiniz.
Gazze’nin çocukları,
yaşayacak kadar çocuktular.

Ocak 2009, İstanbul

 

ELİM SENDE: SİZ
KİMSİNİZ

Bendim o: Çinli annemi elinden tuttum,
Balkanlara getirdim. Tuna’nın köpürürken kıyıda.
Beni bir daha doğur, bir daha doğur, anne!
Belki kötü yorumlanmış son gecedir bu.

Gözlerim anımsar, aslında ne görmeli?
Başka bir annem olur, arkamdan su döker.
Unutursa oyasında bir yürek resmi,
Ben, kuşların en delisi…

Annemi alıp balkona çıktım,
Tutunup sıkı sıkı yağmura,
Kulağına şunu söyledim:
Dünyayı bana bırakma, anne!
Baş etmek zor, hayatla!

Hızla tünellerden geçen görüntüleriyle
Bütün vagonlarda uyuyan senin kızların
Utangaç ilk gülümsemeleriyle…
Sudur gezinen bileklerinde.

Eteklerinin dibine çöktüm,
Adı yok bir ağaç büyüttüm.
Bildim, annelerimden biri…
Kanıyor serçe parmağım ve sonra öteki.

Ben bitkin bir ebe.
Açsam mı, kapasam mı?
Çiçek kiplerinde sensiz
Elim sende:Siz. Anneciğim,
Siz kimsiniz?

 

SUSMAK BUYSA

Susmak dayanılmaz bir çığlıksa eğer
Ben bu uçuruma haydi haydi düşerdim
Susmak eğer bilgelikse bütün coğrafyalarda
Çift dikiş gezerdim kıyısında
Aşksız neşesiz ormanların

Susmak öyle bir durmaksa büyütüyorsa
Bir gün anlarım diye hanyayı konyayı
Diyelim tek bir yolum var böyle buyurur tanrılar
Ama ne Hanya’dan geçerim ne Konya’dan

Susmak kanuniden son üstadım olsa
Kanasa hayatımın en ince makamından
Umursamazlık nice çalmak da olsa
Hırsız saksağandan solo peynirim
Senin içindir sevdiğim

Susmak olmaza tutunmaksa da
Ben hücremde unutulmuş son esir olsam
Usum kabul etmez yine durur çiçeğe
Direnir bitişine aşkımın

Susmak: madem öyle diyor hayrını gör
Bütün balonlar çocukların ellerinde kamaşsa
Bütün kuşlar hayret
Benim çocuk ağzımda
Senin susman a capella olur

Susmak boyun eğmekse yazgıya
Ben senin dağlarının dağlanmış başı
Umarsız Spartaküsüyüm
Ve bilirim zamanı geldiğinde merak etme
Bilirim yatmayı ölüme

 

 

ŞEFKAT ASLINDA

                                               Birhan Keskin’den esinli,
                                               Birhan Keskin için…

Şefkat arada bir gül-
müdür, şair? Böyle demişsin, üzgün-
sonsuzu yastık yapıp
başının bunca ağır
karanlığına

ben sana, bu aşktır, şefkat aslında
aşka yakalanmak-
dır mı, demeliyim?
Orada zeytin ormanlarının yengeci
yaprakları tek tek saymaktan
vazgeçti

Gel, kucaklayışıma sırrını koy-
Kaç r gerekiyorsa ver şefkatin bedenlenmişini
bilirsin ki
sonsuzluk da eski-
dirrr

gül düşer
eğilip kaldırsam da sevgili
şefkat aslında bir gül-
den düşer

ırmak gülün yaprağını sürükler
ırmak sonsuza değin kararlı, kanlı
gül-ümser     

27 Ağustos 2009, İstanbul

 

ANIMSA

                                                         Meriç için

Anımsa dalgasına yakalanmış balığın
Gözüyle eğil ip de Galata
İp demek istememiştim ben ama
Yaşamak böyle dörtnala
Geliverdi ağzımdan

Anımsıyor musun tepeyi,
Demiş olabilirim belki

Yöre halkının rüyasından
Vadiye inip çıkan
Vadiye inip çıkıyordu bir
Yılan

Elimin sana dokunmasından işit
Havada rengini solduran bir yağmur var
Bugün İstanbullu fareyi
Sokağın köşesinde astılar

Anımsa
Baktıkça bakasın gelmişti
Sevdikçe sevesin
Seslen
İp de
İp mi dedim ben yine
Düzeltiyorum hemen
Onda taşıyamayacağım kadar
Manolya kokusu var

Ekim 2009, İstanbul

 

GEL DE GÖR

                                                Kendini silen kadın için

İtiraf et kokumu unutabilmek için delirdin
Gittin kayın yapraklarının altına
Gizlendin

Kalçalarında kamaşan güneşi
Kaç yerinden öpmem gerektiğini
Hadi söyle bilmediğini

Yanmıyorsun değil mi
Göğüslerin saklı öpülmemişlikten mutluymuş
Dudaklarının çoğalmadığını
Aşkla açılmadığını ağzının

Hadi söyle
Bedenin tutuşmazmış güya
Susar bir daha uyanmazmış şafağa
Okşadıkça avuçlarım

Gel tırnağın teleğinle
Ruhunu bırak bedeninle gel
Öpülmemiş yeri kalmamak nasıl şey
Gel-
De gör

Şubat  2010, İstanbul

 

ÜRPERTİ

Eldiveni çıkarırsın
Bir de bakarsın yokmuş elin

İşe gidiyorsun
Kent ufak ufak kıyılıyor içinde

Kalbini ikiye bölen ses:
Sizlikle beraber

Ürperiyorsun

*


Ölüm, diyorsun, bir anı
Çakıltaşı sağır mı

Bir sözcük çekiyorsun
İçeceksin baldıranı

Çürümüş toprağa düştün
Aşk varsa böyle olmalı

Filizleniyorsun

*

Armağanlarını geri çağır
Orduna anlat şimdi

Taşa kazıdığın
Bozgunlardasın

Rüzgâra süpürgeotusun

Ürperiyorsun

Şubat  2010

 

metastas

oradaysan:okumadığım bir kitabın içinde yürüyorsan:
markete giriyorsan:bir ekmek biraz zeytin:belki kasadakine:
gülümsüyorsan:seni güldüren şeyler var demek:arkasından:
imkânsız diyen bir kabarma:içimden:istemeden:birden:
kara ve kokusuz:bir gülse yalnızlık:dilin dilden söz etmesi:
sensin o:herhangi bir yerdesin:bir başka öyküden:
bir kıyı:öyle uzak ki:bir durak:bekliyorsun:bir ses:
son otobüs gelmeyecek:beni bekliyorsan:artık bekleme:
verdiğim sözleri tutamam:bir daha bakamam:kırılmadan:
vazoyu elinden bırakma:ölülerle dolabilir dünya:yine de:
sen önemli konuklarını ağırla:sesinin neşesi:arada bir:
bir perde düşsün:düştükçe:yaşam dayanılamayacak kerte:
uzun:menzili yok:bunu bana söylemediler:bildiğim şey:
iyi ki varsın:diyemem:unutmuşum:yine de ve her şeye rağmen:
en beğendiğin çantan sağ omzunda yürüyüşün bir tansımaysa:
bunu görmek:bana hiç iyi gelmeyecek:çekip gideceğim:sen:
hem uzak olacaksın:hem akan bir su:hem de birlikte:
iyi de:tasarısından donmuş yaprak düştü düşecek:kulak ver:
bunlar düşman kardeşler:kilde pişmemiş yasa:üstelik:
ilk ve son buyruk ve arasındakiler:sev:yine sev:ve boş nakarat:
şimdi:başka bir şey:başka köşe:başka ağaç:insan-lar:
başka bir zaman:ve ben de:geçtim o yoldan:ama:bambaşka:
kırdığın şey:hiç kırılmamış olur bir gün:sanma:ikide bir:
unuttuğum şarkıyı anımsatıp durma:ayın ondördü ölmüş:ölürmüş:
onbeşinden gün aldığını söylüyor herkes:demek:
metastasla çoğalırmış:kendi ağzımdan:köpükle:taşan:bu:
bu bir:
yas.

Temmuz 2010, İstanbul

 

KIRMIZI OLDUĞUNU ANIMSAMAK

Defne için

Söz bir köpükmüş
Ağlayan ağaçların lodosu

Yeşilin deli sesini alıp
İlle tutturmuş kırmızıda geçecek
(öyle diyorlar)

Hem ses bir şeymiş
Nasıl anlatmalı

Uykusuz tren kampanalarının
İçinden geçtiği rüya

Dünyanın dalgın yörüngesinde
Üzerine basıp hiç istemeden

Şu kırdığı aşk
İncecik dal

Ama yine yağmurlar yağacak
Kırmızı olduklarını anımsayacak

Tarlada tüm gelincikler

Temmuz 2010, İstanbul

 

Gustav Flaubert’in eşsiz başyapıtı Madame Bovary’nin kahramanı tutkulu kadın Emma Bovary.

Çünkü sevilmeyen sevmezdi