ZeZe Kırmızı

Kırmızının Otobiyografisi

Zeki Z. Kırmızı / 2016

Carson, Anne; Kırmızının Otobiyografisi (Autobiography of Red, 1999),

Çev. Aslı Biçen,

Metis Yayınları, Birinci Basım, Mart 2012, İstanbul, 163 s.

Kanadalı Anne Carson’un Türkçe’de yine Aslı Biçen çevirisinden okuduğum ikinci kitabı bu.

bookfans.net

‘Sıfatlar (…) varlığın mandallarıdır’ (12) diyen Anne Carson, MÖ 650’lere dayandırdığı antik bir şairle yapar açılışını: Stesikhoros ve metinlerarasıcılık izlenimi verir anlatı boyunca yarattığı kurguyla. Stesikhoros’un gözlerinin Helen’ce kör edilmesi önemli bir meseledir ve Ek A, B’de verilir. Ama körleşmenin çözümsüzlüğü konusunda bkz. Ek C. Herkül’ün yok ettiği Gerion, onun yarattığı antik Yunan efsane karakterlerden biridir. Stesikhoros onun hakkında uzun bir şiir yazmıştır, “dactylo-epitrite vezninde ve triadic yapıda.” (13) Kırmızı bir oğlandan söz edilir bu şiirde.

İzleyen bölüm Stesikhoros’un geriye kalan parça bölük metinlerinden oluşuyor: “Gerion bir canavardı her şeyleri kırmızı/…” (15) Gerion’un ölümü, örneğin şöyle başlıyor (IV): Geryon kırmızı zihnini boydan boya yürüdü ve Hayır dedi/ Cinayetti bu Ve koyunları yere serilmiş görmek içini parçaladı/ Cancağızlarım dedi Geryon Şimdi de sıra bende.” (16) Sonu ise (XVI): “Kırmızı dünya Ve tamtakım kırmızı rüzgârları/ Baki kaldı Gerİon kalamadı” (20)

Doğrusu yaratıcı tekrenkli (monokromatik), yani kırmızı Geryon evreninin şiiri çarpıcı bir imge olarak beliriyor önümüzde. Okurluğumuzun eşsiz bir sınanışı daha, derken Ek A’ya geçebiliriz: Stesikhoros’un Helen karşısında gözlerinin kör olması meselesine dair tanıklıklar. Suidas Sözlüğü, Isokrates, Platon’dur tanıklar. Ek B. Stesikhoros’un Tekzibi Yazan Stesikhoros (192. Fragman POETAE MELICI GRAECI). Madde madde düzenlenmiş Ek C. Stesikhoros’un Helen tarafından kör edilmesinin açığa çıkarılması. Üç maddeyi alıyorum: “1.Stesikhoros ya kördü ya değildi. 2.Stesikhoros körse, körlüğü ya geçiciydi ya kalıcıydı (…) 21. Stesikhoros körse ya yalan söyleriz ya da değilse söylemeyiz.” (23-5)

Altyapı (format) artık hazır. Şimdi çekime başlayabiliriz: Kırmızının Otobiyografisi. Altbaşlık ise şöyle: Bir Aşk Destanı. 1748 no.lı Dickinson şiiri ne diyor. İnsanların sakladıkları tek gizleri ölümsüzlük. Bunu düşünelim.

Hazır mıyız kırmızıya bulanmış dünyada karşımıza çıkacak şeye?

“Geryon ağabeyinden erken yaşta öğrendi adaleti.” (29) Ağabeyi aptal olduğunu söyledi ona. Okulun yolunu öğrenemediği için. Okula gittiği her gün yolunu yitirdi o da bunun üzerine: “Küçük, kırmızı, dimdik beklerdi/…” (31) Ağabeyi korkutarak ırzına geçti sonra küçük kardeşinin. “…/Tam da o gün/ başladı otobiyografisini yazmaya. Bu eserinde Geryon içindeki her şeyi yazdı özellikle kendi kahramanlığını/ ve halkı yasa boğan kendi ölümünü. Serinkanlılıkla dışarıda bıraktı/ dışarıdaki şeyleri.” (35) Annesi bütün memeleri üstünde, ışıl ışıl sokağa çıkarken, ağabeyi aptallığını bağıra çağıra söyleyip meyve çanağını kafasına geçirirken “Geryon zamanla yazmayı öğrendi.” (43) Öğretmenin baskısıyla özyaşamöyküsünün (ödevini) mutsuz sonunu düzeltti Geryon: “ Yeni Son:/ Bütün dünyada güzel kırmızı rüzgârlar el ele/ esip geçtiler.” (44) Bir an geldi ergenliğe erdi ve değişti. Herkül’le tanıştı. Cinsellik meselesi (X) bir mesele midir? (50) “Farkındaydı/ ihtiyaç duyuyordu/ birinden ilgi görmeye, ilginin şekli önemli miydi?/ On dördündeydi./ Cinsellik birini tanımanın yollarından biridir/ demişti Herkül. On altısındaydı.” (50) Geryon ve Herkül, ‘aynı tende paralel duran iki yara gibi’ydiler. (51)“RUH TEK BAŞINA HÜKÜM SÜRER BEDEN HİÇBİR ŞEY ELDE EDEMEZ/” (52) Herkül’ün yurdu Hades’tir. (Volkanik) olay ölüm saçarken fotoğrafçının pozlama için hazırlıkları (lav püskürmesi): Kırmızı sabır. Geryon, ‘biraz mahremiyete’ gereksinim duymaktadır, üzgündür Kırmızı Sabır denen alev alev yıkım fotoğrafının önünde. (59) Aşk acısı çekmektedir öte yandan. “Yüzüne yağmur yağıyordu.” (77) Fotoğraf (pozlama) neyi yakalamanın peşindeydi. Bir kova suda ölen sinek, kütüphanede ayaklar? Telefonda Herkül’ün sesi: “…dün gece çok iyi badana yaptım Hart’la birlikte. Hart?/…” (80) “…/Senin için özgürlük diliyorum Geryon biz iyi arkadaşız biliyorsun bu yüzden özgür olmanı istiyorum./ Özgür olmak istemiyorum seninle olmak istiyorum. Geryon yenik ama uyanık içindeki bütün gücü topladı bu sözü bastırmak için./…” (81) “…/bütün vücudu bir çığlık gibi büküldü- o âdete doğru kavislendi, insanların yanlış kişiye âşık olma âdetine doğru.” (83) Düzlükte at koşturan sığır çobanı, yazgısı elinde sanır. (89)Her insanın dünyası var, şöyle ya da böyle. “Buenos Aires şafağa bulanıyordu.” (93) Sandviç filozofu olduğunu orada keşfetti. “…/ fotoğraf makinesini pencere pervazına koyup otomatiğe ayarladı sonra yatakta poz verdi./ Çıplak genç bir adamı fetüs pozisyonunda gösteren siyah beyaz bir fotoğraftı./…” (107) Piyano, akerdeon ve gitar: Tango. Tangocu kadın, herkese gelmez tango, diyor Geryon’a. Geryon’sa, ‘orada öyle dururken suda, bütün gece, beyaz balinalar ne düşünürler acaba?’ diye sorar. Kadın tangocu psikanalisttir ve konuşmayı şu tümceyle noktalar: “Bir canavar kırmızı olduğu için kimi suçlayabilir?” (115) Bir ara: “Geryon otel odasındaki yatağa oturmuş yarıklarını ve çatlaklarını düşünüyordu/ iç dünyasının.” (116) Çarpışma: Herkül. Kırmızı Sabır fotoğrafındaki yağmuru duydun mu, der Herkül kahve içerlerken. Silah seslerini? “City Hotel’de kalıyoruz, dedi Herkül.” (121)Üçü ‘kaplan’ı çalarak Peru’ya gittiler. “…/ Geryon üşümüştü. Açtı. Vücudu/ kilitli bir kutu gibiydi. Lima korkunç bir yer, diye düşündü, burada ne işim var?/ Yukarıda/ gökyüzü de bekliyordu.” (135) Peru’da ‘cumartesi beyaz beyaz devam etti.’ Geryon boşluktadır: “…/ Endişe ya da keder gibi ruh durumlarının/ dereceleri var, diye düşündü, ama sıkıntının/ derecesi yok. Benden adam olmaz, dedi lamalara.” (136) Ve Ancash (Herkül’ün yeni sevgilisi) Geryon’un melek kanatlarını görür. “Ancash parmaklarını usulca gezdirdi/ kanatların dibindeki kırmızı çıkıntılarda. Geryon ürperdi.” (139) Ama kaçması gerekiyor oradan, ölümsüz olsa da, olmasa da. Volkana, Huaraz’a tırmanış. Ve XL. Fotoğraflar: Zamanın Başlangıcı. Elleri önünde bir masa dolayında dört kişi. Gaz lambası. Duvarda gölgeler. “Çok çıplağım, diye düşündü (…) Âşık olmak istiyorum.” (147) XLI. Fotoğraflar: Heats. Geryon’un sol pantolon paçasının yakın çekimi. Yeats hakkında konuşmayı Heats diye anlıyor. XLII. Fotoğraflar: Mülayim. Anızlı tarlada ot yiyen iki eşek. XLIII. Fotoğraflar: Ben Hayvanım. Bir kobay fotoğrafı, sağ yanına yatmış tabak üzerine. Kobayın gözü Ancash’ın annesini götüren askerleri görüyor. “Göz boşalıyor.” (152) XLIV. Fotoğraflar: Eski Günler. Bir adamın çıplak sırtı, uzun, mavimsi. Geryon’un gözyaşlarını eliyle silen Herkül, “Bir kez olsun sadece sikişip hiç düşünmesen olmaz mı?”, (153) diyor. XLV. Fotoğraflar: Tıpkı mı Değil mi? Eski günlerdeki gibi bir fotoğraf. Yoksa değil miydi? Herkül’le sevişen Geryon’u yumruklayan Ancash’ın bir dileği var Geryon’dan: “O kanatları kullandığını görmek istiyorum.” (157) XLVI. Fotoğraflar: # 1748. Kimsenin çekmediği. Geryon uçuyor ve “Ancash için, diye bağırıyor aşağıda küçülen dünyaya.” (158) Aşağıda Icchantikas’ın kalbine bakıyor ve gülümsüyor: ‘İnsanların Sakladığı Tek Sır.’ (159) Üçü birlikte yürüyor: “Muhteşem varlıklarız,/ diye düşünüyor Geryon. Ateşin komşusuyuz./ Zaman üzerlerine koşuyor/ kolları birbirine değerek yan yana durdukları yere, yüzlerinde ölümsüzlük, sırtlarında gece.” (160)

Ve anlatılamaz güzellikle bir Röportaj (Stesikhoros). Stesikhoros’u neden Tanrı olarak düşünmeyelim.

Anne Carson; David Levin çizimi.

Kırmızı çiledir, yeryüzünün çilesi, cehennemi. Yanardağın alevi. Melek (İsa) çileyi üstlenmiştir. Anne Carson herkesin yerine ölmenin ne demek olduğunu bir kez daha göstermeye çalışır. Suç (günah) bağışlanmış, melek hem gökte, hem yerde olması gereken yere iki kez yerleşmiştir. Koro (havariyun) olanı biteni dile getirir bu arada. (Carson antikite uzmanıdır, üniversite hocasıdır.) Meleğin gözü pozlamış, anları yakalamıştır.

Biliyor ama bilmezden geliyoruz ölümsüzlüğümüzü. İçimizdeki meleği yakıyoruz kızılca kıyamet her ürperişinde. Ölümsüz olmak ürkütüyor mu yoksa bizi? Neden korkuyoruz böyle? Meleğin canavar olduğunu görmekten mi? Ya da canavarın melek?


*

Bir ek:

Metin Celâl, “Okuduğum Kitaplar”, Cumhuriyet Kitap Eki, 17 Mayıs 2012

“Anne Carson, dünyaca tanınmış Kanadalı bir şair. “Denemeci, romancı, eleştirmen, akademisyen, çevirmen” olarak da biliniyor. Toronto Üniversitesi'nde Latince ve Yunanca eğitimi görmüş. Yunan mitolojisinden ingilizceye yaptığı birçok çevirisi var.

Türkçede yayınlanan ikinci romanı Kırmızının Otobiyografisi’nde Yunan mitolojisinden bir öyküden yola çıkıyor. Mitolojiye göre Chrysaor ve Callirhoe'nun oğlu olan Geryon (Geryoneus) Batı Akdeniz'de Erytheia adasında hüküm sürmekte olan korkunç bir titandı. Geryoneus kırmızı renkte kanatlı bir devdi ve üç başa, altı kola ve üç ayrı vücuda sahipti. Hera’nın çıldırtmasıyla karısı ve üç oğlunu öldüren Herkül’e (Herakles) suçlarından arınması için Miken kralının verdiği 12 görevden onuncusu “Okeanos'un bir adasında bulunan üç gövdeli dev Geryon'un sığırlarını çalmak”tır. Mitolojiye göre Herkül, sığırları çalmakla kalmamış Geryon’u da alnının ortasından vurarak korkunç bir şekilde öldürmüştür (…)”