ZeZe Kırmızı

Sonrasız Dönüş Yalnızlığı

Zeki Z. Kırmızı / 2021

Hayati Baki şiirinde başa, ilk şiir kitabı Sonsuza Dönüş Yalnızlığı'na1 (1992) dönmek bir bakıma iyi oldu. Arkadaşların ve Medakitap'ın da desteğiyle 29 yıl sonra yeniden günışığına çıkan kitap, son iki şiir kitabını okuduğum ve hakkında epeyce mürekkep tükettiğim dostumuzun şiirde ilk ve uzun arayışlarının kanıtı olarak önümde. Miro, Kandinski, Braque'dan tam sayfa renkli resimlerin, şairin çevresinden insanların ve kendisinin fotoğrafları, yetmedi bu kitap ve Baki hakkında yazılmış eski yeni kısa yazılar arasında şiir biraz kaynamış ya da boğulmuş gibi görünse de sonuçta emek verenlerin değerbilir, saygılı yaklaşımlarını yürekten alkışlamak gerektiği açık.

Kendi yazdığı 2 sayfalık sunuşunda 1969'da ilk şiirini yayımladığını söylüyor Baki. Demek ilk kitap 1969-1992 arası, 23 yıllık bir şiir deneyimini bir araya getiriyor. 43 yaşındayken... Şöyle diyor: "kitap yayımlama, şiir kitabı yayımlama, hiç böyle bir niyetim yokken, birden oluşuverdi: sevgili dostum cem savran'ın önerisiyle şiir kitabı sahibi olmuştum: cem, promete yayınlarının ve promete dergisinin sahibi ve yöneticisiydi. Cem'in önerisi ve isteğini kabul etmiştim: içimdeki Nietzsche felsefesi ile tarkovskiy sineması anlayışını [özellikle, kurban filmindeki felsefeyi] sonrasız dönüşü; yaşamın yinelenmesini; o değişmez 'bengi dönüşü' içselleştirip şiir kitabımın adını nüfusa kaydettim: 'sonrasız dönüş yalnızlığı'."

Büyük/küçük abece (alfabe) imi, ölçünlü (standart) tümce ve noktalama imleri konusunda şiirinin en başında yaptığı seçimi, yani büyük abece imi kullanmama, dilbilgisel kurallı tümceyi dışlama, vb. sonuna değin sürdüren Hayati Baki'nin seçiminin ardında yatan, büyük ölçüde kişisel olduğunu düşündüğüm kök(ensel) gerekçeyi az çok kestirebiliyorum, yanılma hakkımı koruyarak. Ama kestirimim sondan başa okuma ve başlangıca yansıtmayla ilerliyordu ve ilk kitapla birlikte, aslında başkaldırı (isyan) tinine (ruh) bağlanacak, karşı çıkış ve yadsımaya iliştirilecek yazım (imlâ) seçimlerinin pek de öyle olmadığı, söz konusu dilbilgisel seçimlerin daha çok içe dönük tinsellikle, metafizik arayışlar ve Ben tartışmaları ile ilgili olduğunu görmüş oldum. Ama çizgiyi bu kez baştan sona çektiğimde (arada bir halka, usulca ve yeğnik, 1996 eksik olsa da) aslında bir süreklilikten, tutarlılığı sürdürülmüş bir seçimden söz edebileceğimizi yeniden anlamış oldum. İlk kitapta başlayan 'Ben'lik tartışması, tedirgin ve umutsuzlukla kazılmış derin çukur gerçekte sonuna değin varlığını sürdürdü ama harfler kitabı'ndan (2004) başlayarak dip dalgası yukarıdan bastıran dışsal, güncel, yıkıcı erk(ler) güçlerine karşı mertçe, ölümüne bir direnişle koşutlandı. Bazen onurlu savaşçının sesi derin diplerin tedirgin, umutsuz, inançsızlığa yatkın bireysel sesini bastırdı, bazen de tersi oldu. Hatta şiir ilerledikçe 'kendini didikleyen ben' düşlemsel bir sap(tır)ma gibi de algılandı ve şair o sesi taşımayı yer yer kendine neredeyse yediremedi. İkinci Yeni'nin sesiydi, değersiz değildi, incelikli bir dokuma çabasıydı ama fresk, resim anlamlı bir biçimde kâğıt üzerinde ya da duvarda beliremiyordu. Didiklenen ben verilen onca emeğe karşın yeni(den) ben olmaya direniyordu. Direniyordu çünkü Hayati Baki'nin 'Ben'den anladığı şey giderek B imini küçülttü, eşitler arasında bir eşite, yani b'ye dönüştürdü.


*

Geniş bir ekinsel coğrafyayı harmanlayan Hayati Baki'nin ilk şiir kitabının önemi okuma ve yorum açısından sonraki şiire yakınlaşmayı sağlamasından kaynaklanıyor, gözümde. Dile maya çalınıyor ve geleceğin şiir hamuru kabarıyor. Şiir ileride kendi akağını, biçimini, sessiz döngülerini (:) bulacak, ipuçları şimdiden burada beliriyor.

Eğer ileride ikinci kitabı da yayımlanır, okursam hakkındaki oylumlu yazımı tamamlayacak, ilk iki kitabın esinlerini son iki kitabın epeyce ayrıştırılmış direniş ve öfkesine bağlayacağım. Düğüm noktalarından biri Tarkovsky metafiziğinin şairimizde yankılanma biçimi ve düzeyi. Bunun üzerine düşünmek gerekiyor.

Hemen belirteyim ki arayışını umutsuzluğunun en karanlık yerinde göksel çağrıya bağlayan Tarkovsky metafiziğiyle ben hiç barışamadım ama bu apayrı konu.


Ağustos 2021


[1] Baki, Hayati; Sonrasız Dönüş Yalnızlığı (1992), Medakitap yayınları, İkinci basım, Ağustos 2021, İstanbul, 119 s.